20 Ağustos 2010 Cuma

morfanustadeniz'in sahibine

Gece mi mahvediyor bizi.
Yüzmeyi hala beceremediğimizden mi. Su korkusu mu. Karanlık mı.
Ne farkeder ki .
Ne farkederdi ki cevapları bulduğumuzda..
Her gün her dakika birileri öldürdü işte elimizdekileri;bizdeki resimleri.. İnatla çizmeye çalıştıkça akıllara,gönüllere, onlar karalamadı mı bizi.
Gökyüzüne çizecektik biz bulutları. Orda doğmuyordu aslında güneş. Orda değildi ay. Yüzleri aslında çok farklıydı. İnatçıydı. Delemedik biz o inadı.
Yine hangi sona ve getirdiği hangi başlangıca sürükleniyoruz bilmiyorum.
Ama ben hala yüzme bilmediğimi saklıyorum. Sormuyorlar da çünkü. Söylemedikçe bilmiyorlarmış. Söylemedikçe bilmiyorlarmış hiçbir şeyi inan !
Söyleyince de şaşırıyorlarmış işte. Bizde şaşkınlıkla izlerdik eskiden yenilmeyi,gülmeyi.
Şarabımız olsun yeter bize değil mi.
Dünya o zaman güzel ikimize.
O zaman görebiliyoruz kendimizi.
Başka görebileceğimiz bir şey olmuyor zaten,olmadı zaten,olmayacak zaten.
Sürüp gidiyor. Ve her yazı gibi sonunda pürüzler tırtıklar. onlar tırmalıyor. onlar sırtımızdaki yaralar . çıplak dolaşmadıkça anlaşılmayacak dikişler. Ve sırtımızı sıvazladıklarında bile arkandayız" dediklerinde de acıyacak yine.içten içe.
Niye söylüyorum. niye sana. Niye ben.
Sen bunlara cevap aramazsın zaten. ben sorarım. sen de sorarsın. sen bir cevap bulmazsın. ben bulsam da umursamam. artık kağıtları da yırtıp atarım.